Bakırköy Renkli Ultrason Görüntüleme Merkezi İletişim 09:00 - 18:00:: 0 (212) 466 33 02 - 0 (212) 466 33 03 -  0(553) 889 3303 - Dr. Ersen Alp ÖZBALCI Randevu için 7/24: 0850 433 4261

Yasal Uyarı! Sitemizde yer alan yazılar ve bilgiler eğitim amaçlı olup herhangi bir şekilde tıbbı önerme amaçlı değildir. Devamını oku

SAĞLIK BAKANLIĞI TALİMATLARI GEREĞİ COVİD19 ŞÜPHELİ OLGULAR KABUL EDİLMEMEKTEDİR.

Bir tık ile arayın
0 (212) 466 33 02 0 (212) 466 33 03 0 (553) 889 33 03
 WhatsApp

RENKLİ ULTRASON
BİYOPSİ İŞLEMLERİ
EMAR 
TOMOGRAFİ
MAMOGRAFİ

Bakırköy İstanbul

Randevu için

Doktor ismine tıklayın Dr. Ersen Alp ÖZBALCI
Dr. Ayşe Ahsen BAKAN

Kalıtım ve Kanser

Kanser o kadar sık bir rahatsızlıktır ki birçok ailede en azında bir tane kanser hastası olması hemen hemen kaçınılmazdır. Bazı kanser türleri bazı ailelerde daha sık görülmektedir. Birçok faktör buna neden olabilmektedir. Ailenin birçok ferdinin sigara içmek gibi, bir çok kanser türüne zemin hazırlayan bir risk faktörüne sahip olması buna neden olabilir. Ayrıca obesite de benzer şekilde ailesel özellik gösterebilir ve birçok kanser türüne zemin hazırlar.

Bazı özel durumlarda ise kansere neden olan anormal bir gen nesilden nesile aile fertlerine aktarılmaktadır. Bu durum kalıtsal kanser olarak adlandırılsa da aslen kalıtım yoluyla aktarılan kanserin kendisi değil anormal gendir. Kanserlerin %5-10 u kalıtsal kanserler olup gene defektlerinden dolayı oluşurlar. Bu gen defektlerine mutasyon adı verilmektedir.

DNA, genler ve kromozomlar

Kanser anormal gen fonksiyonu sonucu oluşan bir hastalıktır. Genler DNA parçacıklarıdır. Genler vücudun ihtiyacı olan proteinlerin nasıl yapılacağına dair formüller içerirler ve ayrıca zarar görmüş hücrenin ne zaman öleceğinin, hücrenin nasıl dengede tutulacağının bilgilerini de taşırlar. Genler saç rengimiz, göz rngimiz, boyumuz gibi fiziksel özelliklerimize ait bilgileri de içerir. Kanser gibi belirli bazı hastalıklara yakalanma şansımızı da etkilerler.

Gende meydana gelen anormal değişikliklere mutasyon adı verilir.

2 tip mutasyon vardır.

  • Kalıtsal mutasyon; anne babadan yumurta ya da sperm aracılığıyla çocuğa geçen mutasyondur. Bu mutasyon vücudun tüm hücrelerinde bulunur.
  • Edinilmiş (somatik) mutasyon; yumurta yad a sperm hücresinde yoktur. Kişinin yaşamının herhangi bir noktasında edinilir ve kalıtsal mutasyondan çok daha sıktır. Bu tip mutasyon tek bir hücrede olur ve bu hücreden köken alan tüm hücrelerde görülür.

Genler kromozom adı verilen uzun DNA zincirlerinde yer alır. İnsanlarda her hücrede 23 çift kromozom bulunur. Her bir çift kromozomun bir parçasını anne babamızdan kalıtım yolu ile alırız. Her bir kromozom ebeveynimizden gelen yüzlerce binlerce gen taşır. Vücudumuzdaki bütün hücrelerde tüm genler bulunur. Tüm hücrelerde tüm kromozomlar ve genler bulunsa da her hücre grubu farklı genleri kullanabilir. Örneğin; kas hücreleri deri hücrelerinden farklı gen gruplarını kullanır. Hücrenin ihtiyacı olmayan genler kapalı turumdadır ve kullanılmaz. Hücrenin ihtiyacı olan genler ise aktive durumdadır.

Genler ve kanser

Kanser oluşumunda genlerin iki ana görevinin olduğu düşünülmektedir. Onkogen adı verilen bir grup gen kansere neden olabilirken tümör süpressör genler adı verilen diğer grup kanser oluşumunu engellemektedir.

Onkogenler, proto-onkogen adı verilen bir grup normal genin mutasyonu sonucunda oluşmaktadır. Proto-onkogenler hücrenin nasıl bir hücre olacağını belirleyen, ne sıklıkla bölüneceğini nasıl büyüyeceğini dengeleyen genlerdir. Proto-onkogenler mutasyon sonucu onkogenlere dönüşürse beklenilenden farklı olarak aktive olmaya başlarlar. Bu durum meydana geldiğinde de hücre kontrol dışı büyümeye başlayıp kansere neden olur.

Tümör supressör genler, hücre bölünmesini yavaşlatan, DNA hatalarını düzelten ya da hücreye ne zaman ölmesi gerektiğini söyleyen normal genlerdir.  Hücrenin planı ölümüne apopitozis ya da programlı hücre ölümü denmektedir. Tümör süpresör genler düzgün çalışmadığı zaman hücre kontrol dışı büyüyerek kansere neden olabilmektedir.

Tümör süpresör genler arabalardaki fren pedalına benzetilebilir. Fren pedalının gerektiğinde arabanın hızlı gitmesini önlediği gibi bu genlerde hücrenin hızlı bölünmesini engeller. Gende mutasyonda olduğu gibi bir şeyler yanlış gittiğinde hücre bölünmesi kontrol edilemez hale gelebilir.

Onkogenler ile tümör süpresör genler arasındaki en büyük fark onkogenlerin proto-onkogenler aktive olunca tümör süpresör genlerin de kendileri inaktive olunca kansere neden olmalarıdır.

Sağlıklı genlerle doğmuş olsanız bile, bazı genler yaşamızın süresince mutasyona uğrayabilirler. Bu mutasyonlar sporadik ya da somatik olarak adlandırılır. Bunun anlamı kalıtsal olmayışlarıdır. Sporadik mutasyonlar kanserlerin çoğunun nedenidir. Bu mutasyonlar, sigara içmek, radyasyon, hormonlar ve beslenme gibi çevresel etkenlerle oluşabilirse de birçok kanserde kesin neden belli değildir. Yaşlandıkça daha fazla gen mutasyonuna maruz kalmakta ve kanser için daha yüksek risk taşımaktayız.

Kalıtsal olarak anormal bir gene sahipsek, hücrelerimiz zaten bir mutasyonla hayatlarına başlamış demektir. Bu da hücrenin kanserleşebilmesi için gerekli olan mutasyonların  daha hızlı ve daha kolay oluşabilmesi demektir. Bu nedenle kalıtsal olan kanserler sporadik mutasyona bağlı aynı kanser tipinden daha erken yaşlarda ortaya çıkar.

Ne zaman endişelenmeliyim?

Bir ailede birçok kanser vakası görüldüğünde büyük ihtimalle bu aile üyeleri sigara dumanı gibi kanser yapıcı bir dış etkene maruz kalıyor demektir. Daha ender olarak ise bu ailede kalıtsal bir gen mutasyonu söz konusudur ve bu ailesel kanser sendromu olarak adlandırılır. Belirli bazı özellikler ailesel kanser sendromunu düşündürmektedir.

  • Sık olmayan ender kanser türlerinden sıkça oluşması (Örneğin böbrek kanseri)
  • Beklenenden daha erken yaşlarda kanser meydana gelmesi (örneğin 20 yaşında kolon kanseri)
  • Bir kişi de birden çok kanser gelişmesi (örneğin aynı kadında meme ve yumurtalık kanseri olması)
  • Kanserin bir organ çiftinin ikisinde birden olması( Her iki memede kanser, her iki böbrekte kanser gibi)
  • Kardeşler arasında birden çok çocukluk çağı kanseri olması(iki kardeşte birden sarkom olması gibi)

Kanserin ailesel olup olmadığını anlamak için bazı bilgilere sahip olmak gerekir. Her bir kanser vakasında;

  • Kimin kanser olduğu, ne kadar yakın akraba olduğunuz
  • Nasıl bir kanser olduğu, ender bir kanser midir
  • Tanı konduğunda kaç yaşındaydı
  • Bu kişide birden çok kanser  var mı
  • Sigara içiyor mu, ya da başka risk faktörleri var mı

Yakın akrabalarda (kardeş ya da anne baba) kanser olması daha uzuak akrabalarda olmasından daha çok endişe uyandırmalıdır. Kanser kalıtsal bir mutasyon sonucu oluşmuşsa uzuak akrabalarda olan bu mutasyonun size kalıtılmış olması düşük ihtimaldir.

Ailenin her iki tarafına da ayrı ayrı bakmak da önemlidir. Birbiri ile yakın akraba olan iki akrabanızda kanser olması ayrı taraflarda iki ayrı akrabda kanser olmasından daha endişe uyandırıcıdır. Örneğin; her ikisi de annenizin kardeşleri olan iki akraba ile birisi annenizin kardeşi diğeri babanızın kardeşi olan iki akraba.

Kanser tipi de önemlidir. Ender kanser tiplerinden birden fazla olması sık karşılaşılan kanser tiplerinden daha endişe uyandırıcıdır. Aynı kanser türünün bir çok akrabada bulunması farklı kanserlerin bir çok akrabada bulunmasından daha endişe vericidir. Ailesel kanser sendromunda birkaç kanser türü birlikte görülebilmektedir. Örneğin; meme kanseri ve over kanseri ailesel meme ve over sendromunda(HBOC) birlikte görülmektedir. Kalıtsal non-polipoid kolorektal kanser sendromunda (HNPCC, ya da Lynch sendromu)Kolon ve endometrial kanser birlikte görülmeye meyillidir.

Kişinin kaç yaşında kansere yakalandığı da önemlidir. Örneğin; 30 yaş altında kolon kanseri enderdir. Yakın akrabalarda 30 yaş altında 2 ya da daha fazla kanser olması kalıtsal kanser sendromunun bir işareti olabilir. Diğer yandan prostat kanseri yaşlı erkeklerde çok sıktır. Babanız ve kardeşi prostat kanserine 80 li yaşlarda yakalanmışsa bunun kalıtsal bir genle ilişkili olması düşük bir ihtimaldir.

Bir çok akrabanızda aynı kanser türü varsa kanserin sigara içimiyle ilişkisi olup olmaması çok önemlidir. Örneğin; akciğer kanseri sigarayla yakından ilişkilidir ve bir ailede birden çok akciğer kanseri olması büyük ihtimalle sigarayla bağlantılıdır.

Kanser tipleri

Meme, yumurtalık, prostat ve kolon kanserleri gibi bazı kanserler aile öyküsü ile ilişkilendirilebilir.

Meme kanseri

Meme kanserinin ailesel olduğuna dair söylentiler ortalıkta dolaşmaktadır. Birinci derece akrabasında (anne, kardeş, çocuk) meme kanseri olması o kişinin ailesinde meme kanseri olmayan birine oranla 2 kat fazla meme kanseri riskine sahip olması demektir. Meme kanserlerinin çoğu yakın akrabalarda kanser bulunsa dahi kalıtsal gen mutasyonu ile ilişkili ailesel kanser sendromuyla ilişkili değildir.

Meme kanserinin kalıtsal formuna sahip olma ihtimali kişi erken yaşta meme kanseri olduysa ve meme kanserli daha çok akrabası varsa daha yüksektir. Kalıtsal meme kanseri birkaç farklı genle ilişkili olabilir. En sık olanları BRCA 1 ve BRCA 2 genleridir. Bu genlerdeki kalıtsal mutasyonlar kalıtsal meme ve over kanseri sendromuna yol açar(HBOC).  Meme ve over kanseri dışında bu sendrom erkek meme kanserine, pankreas kanserine, prostat kanserine ve bazı başka kanserlere de neden olabilmektedir. Bu sendrom Yahudi kökenli ailelerde Amerikan ailelerinden daha fazla görülmektedir.

Meme kanseri için kuvvetli aile hikayesi olan kişiler kalıtsal meme kanseri için risklerini değerlendirmek üzere genetik danışmanlık almalıdırlar. Ardından gen mutasyonu için test yaptırabilirler. Mutasyon varsa o kişide meme kanseri riski oldukça yüksek demektir. Mamografi kontrollerine 40 yaştan önce başlayabilirler. Özel meme kanseri tarama testleri yaptırabilirler ya da risklerini düşürmek için gerekli önlemleri alabilirler.

Kolon kanseri (Kalın bağırsak kanseri)

Ailesel (familyal) adenomatöz polipozis(FAP) kalıtsal kolon kanserinin nedenlerinden biridir. Bu hastalığa sahip insanlarda kolon polipleri ergenlik döneminde görülmeye başlar ve zaman içerisinde kolonda yüzlerce polipleri olur. Polipler kendi haline bırakılırsa en azından bir tanesinde kanser olacaktır. Bu sendromla ilgili gene APC adı verilir ve bu gendeki mutasyonları belirlemek için testler bulunmaktadır. Ailesel adenomatöz polipozis yaşamın erken yıllarında yakalanırsa kolonun cerrahi olarak çıkartılması kanser gelişmesini engellemek için sıklıkla yapılmaktadır.

Kolon kanseri riskini arttıran en sık kalıtsal sendrom, kalıtsal non-polipozis kolorektal kanser sendromu(HNPCC) ya da Lynch sendromu olarak adlandırılır. Bu sendroma sahip kişilerde kolorektal kanser için yüksek risk taşırlar. Çoğu vaka 50 yaşından önce görülür. HNPCC hastalarında polip olabilse de FAP da ki gibi 100 lerce değildir. HNPCC de ayrıca endometrial kanser (rahim kanseri) riski de artmıştır. HNPCC ile ilişkilendirilen diğer kanser tipleri yumurtalık kanseri, mide kanseri, ince bağırsak kanseri, pankreas, böbrek, beyin, üreter(idrarı mesaneye taşıyan kanallar)ve safra kanalı kanserleridir.

HNPCC DNA onarımında kullanılan enzimlere ait genlerden birinde mutasyon sonucu meydana gelir. Bu genler MLH1, MSH2, MSH6, PMS1 ya da PMS2 olabilir. Bu genlere ait mutasyonlar genetik testlerle belirlenebilmektedir. Diğer bir tanı yöntemi de kolorektal kanserli hastalarda tümör dokusundan bu testlerin yapılmasıdır. Genlerde olan değişikliklerin adı mikrosatellite instabilite(MSI) olarak adlandırılır. MSI bulunmaması HNPCC nin olmadığına ve bu hastalığa neden olabilecek genlerin normal olduğuna işaret eder.

HNPCC gen mutasyonu taşıdığı bilinen olgulara 20 li yaşlarında poliplerin yakalanabilmesi amacıula kolonoskopi incelemelerine başlanmalıdır. Bazı kişilerde kanseri önlemek adına kolonun tümden alınması bile düşünülebilmektedir. HNPCC li kadınlar da endometrial kanser için tarama yaptırmalıdır. Çocuk sahibi olmuş olan kadınlar rahimin aldırılmasını düşünebilir.

Çocukluk çağı kanserleri

Erişkinlik döneminde karşımıza çıkan kanserler gibi çocukluk çağı kanserlerinin de büyük kısmı kalıtsal değildir. Kişiye özel edinilmiş mutasyonlarla ilişkilidirler. Bazı mutasyonlar anne karnında bile gerçekleşmiş olabilir. Bazı çocukluk çağı kanserleri bazı ailelerde daha sık ortaya çıkmaktadır. Bunların bazıları kalıtsal kanser sendromlarıyla ilişkilidir.

Retinoblastoma: Gözde başlayan çocukluk çağı kanseridir. Rb tümör süpressör geninde ki kalıtsal bir mutasyona bağlı olarak oluşabilir. Retinoblastomlu çocukların ¼ ünde mutasyon tüm hücrelerde bulunmaktadır. Vakaların çoğunda bu mutasyon sperm ya da yumurtadki yeni bir mutasyondur. Ancak bazı vakalarda bu mutasyon anne-babadan kalıtım yoluyla da geçmiş olabilir.

Çocukta Rb geninin normal kopyası olsa da en az bir hücrede bu kopyanın çalışmayı durdurup kanser gelişmesine olanak sağlaması çok muhtemeldir.

Retinoblastoma nın kalıtsal formuna sahip çocukların iki gözünde birden kanser gelişecektir.  Ayrıca  kemik, beyin, nazal boşluk ve cilt kanseri gelişmesine yönelik artmış risk de mevcuttur.

Li Fraumeni sendromu: Tümör süpressör gen olan p53de ki bir mutasyon kalıtım yoluyla geçmektedir. P53 geni anormal hücrelerin büyümesini durdurmak la görevlidir. TP%^gen anormalliği bulunan kişilerde çocukluk çağı sarkomu, lösemi ve santral siniri sistemi kanserleri beklenmektedir.

Li Fraumeni sendromu meme ve adrenal kanser riskini de arttırmaktadır. Bir çalışmada Li Fraumeni sendromlu kişilerin %15 in de ikinci üçüncü kanserlerin geliştiği gösterilmiştir.

Dr. Ersen Alp ÖZBALCI

Bakırköy Görüntüleme Merkezi - Bakırköy / İstanbul

{fcomment}

Kategori: K

Ersen Alp ÖZBALCI